ÖĞRENME VE HAFIZA
ÖĞRENME VE HAFIZA
Öğrenme olayı yeni bir bilgi kazanma yeteneğidir. Hafıza veya bellek ise öğrenilen bilginin gerekli zamana kadar tutulma işlemi olarak tarif edilebilir. Öğrenme ve hafıza bir bütün halinde işler. Şayet hafıza olmasaydı hatalarımızı tekrarlardık ve her yeni bir durum karşısındaki davranışlarımızda başarılı olamazdık.
Hafıza ile ilgili beyin kısımları frontal, parietal, oksipital ve temporal lobların korteksleri ile özellikle limbik sistemin hippokampus ve amigdaloid çekirdek ve diensefalondan meydana gelmiştir. Görüldüğü gibi hafıza tek bir yapı veya kısımdan oluşmaz. İnsan beyni bir teybin kasete her şeyi kaydedip sakladığı gibi çalışmaz. Gereksiz bilgileri kaydetmez. Böylelikle hafızanın pratik faydası, bilgilerin kısa sürede kullanılması avantajı ortaya çıkar.
Hafızanın fizyolojisi hakkında bilinmeyenler çoğunluktadır. Hafıza ile ilgili beyinde yapısal değişiklikler değil elektriksel ve kimyasal değişiklikler geçerlidir. Glutamat, NO, asetilkolin ve RNA’nın hafıza ile ilgili oldukları görülmektedir. RNA’nın protein sentezi ile ilgisi vardır.
Bilgilerin kalcılığına göre hafıza kısa süreli ve uzun süreli olmak üzere ikiye ayrılarak incelenir. Bazı ayrıştırıcılar bu ayırıma orta uzun süreli diye üçüncü bir tipide dahil ederler.
Kısa süreli hafıza, bir telefon numarasının hatırlanması örneğinde olduğu gibi bilgilerin bir müddet kullanılmasına imkan verir. Bu bilgiler en kısa zamanda unutulur.
Bize gelen bilgilerin ancak %1 kadarı uzun süreli hafızaya aktarılarak aylar, yıllar ve hatta tüm hayat boyunca hatırlanır.
Bilgilerin gerekli yer, zaman ve uygun şekilde kullanılması zeka ile ilgilidir. Net bir tarif blma zorluğuna rağmen insanların hayatta gösterdikleri başarı, zeka ölçüsü olarak kabul görmektedir. Buna göre insanlar üstün, normal veya geri zekalı olarak sınıflandırılmaktadır. IQ (intelligence quotient) 100 veya civarı ise kişi normal kabul edilir.bu değerlerden yukarı veya aşağı doğru sapma ile kişiler arasında önemli farklar ortaya çıkar. Bu farkları ortaya çıkaran ve özellikle ABD’nde yaygın olarak kullanılan çeşitli testler bulunmaktadır.
Zekanın her ne kadar kalıtımla ilgisi varsa da eğitimle arttırılması mümkündür. Özellikle tek yumurta ikizlerinde eğitimle zeka seviyesi arasında önemli ölçüde fark oluşturulabilmiştir. Şayet zeka, bilgilerin akılda tutulabilmesinin bir ölçüsü görülürse, öğrenilenlerin tekrarı hafızanın kapasitesinin arttırılmasında ve işlerliğinde oldukça önemli rol oynar.
İnsanın zeka gelişiminde çocuk gelişiminin önemli bir yeri vardır. Çünkü zekanın yaklaşık %50’si dört yaşına kadar gelişir. Bu gerçek “ağaç yaşken eğilir” atasözünü doğrular özelliktedir. Sekiz yaşına kadar zekanın %80’i gelişmiş olur. Tam gelişim yaklaşık 17 yaşlarına kadar sürer fakat daha sonraki yıllarda özellikle bilgilerin pekiştirilmesi ve tecrübe sonucunda maksimum zeka kapasitesine ulaşır.